İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?

İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?


 

Modernitenin aileyi ve iş yaşamını dizayn ettiği bir dünyada yaşarken kadın olarak sahip olduğumuz sorumluluklar, zorunluluklar ve haklar ekseninde kimlik meselesini masaya yatırmak, dini referanslarla anlamaya çalışmak ne kadar gerekliyse İslami feminizm de o kadar mümkün. Bu açıdan feminizm, İslam kültürü içinde gelişen, Müslüman kadınların birey olma çabalarının bir sonucu. Geleneksel dini yorumların cevap vermekte yetersiz kaldığı güncel meselelerden en temel kimlik sorunlarına bugün yaşayan her kadının meselesi aslında. Entelektüel Müslüman kadınların gelenek ve din bağlamında kendilerini ve aynı zamanda toplumu sorguladığı bir çaba olarak da görülebilir. Bunu yaparken Batılı feminist söylemin nerede durduğu da önemli bir mesele haline gelir tabii ki, hem feminist söylemin taşıdığı aşırı uçlardan hem de İslam’ın Hristiyanlığın aksine gündelik yaşamı da düzenleyen bir din olmasından. Tabii ki herhangi bir kuramın tamamen dışlanması, yok sayılması sosyal bir teori için mümkün değil. 1800’lerin sonundan itibaren devam eden feminist tartışmalar da 90’larda alevlenen İslamcı feminist söylem için kavramsal bir yol haritası sunmaya devam ediyor. Çünkü her sosyal teori için geçerli olan şey burada da işliyor; tartışmalar yalnızca gündelik yaşam pratiklerinden ya da dini metinlerden doğmaz, bütünüyle edebiyat, felsefe, sosyoloji ve hatta antropoloji (ve belki arkeoloji) taze bir tartışmanın yeşermesini sağlar. Bu bakımlardan Müslüman feministler ne feminist eserleri ne de dini metinleri dışlama lüksüne ve arzusuna sahipler.

 

Batılı feminist kuramla bir arada değerlendirildiğinde Müslüman feminist yazını üçüncü dalga olarak adlandırılan grup içinde kabul edilir. İslamcı feminizm bu bakımdan silik bir kopya, özenilmiş bir hareket gibi yaftalanmış olsa da özünde güçlü ifadeler barındırır. Ve bunlar,  Müslüman kadınların sosyoloji ve antropolojinin birikimini de yedekleyerek oluşturdukları güçlü bir söyleme, üstelik kendi içinde de farklılaşan teorilere dönüşür zaman içinde.

 

Müslüman feministler ne feminist eserleri ne de dini metinleri dışlama lüksüne ve arzusuna sahipler.

 

Teolojik olarak feminizm belki de kadın meselesinin en hassas tarafı. Temel olarak insanların eşit olduğunu belirten (Hucurat 13) ayete dayanarak, kadınlar ve erkeklerin ibadet ve sorumluluklarda da Allah’ın gözünde eşit ve ergin olduklarını savunan İslamcı feminizm ataerkil ve kültürel kodların dini yükümlülüklerle bir tutulmasına karşı çıkar. Çoğunlukla gündelik hayatın en derinine sinmiş olan bu kodlar nesillerle birlikte üretilmeye devam eder ve ayıpla günah artık birbirine karışır. Bu karışım en çok da kadınlar üzerinde bir tahakküm kurar. Entelektüel Müslüman kadınların da kadının toplumsal konumu ve sömürüsü olgusunu tartışırken Marksist bir orijinden çok İslam dini ve geleceği içinde bir duruş sergileyerek dini metinleri söylemin merkezine yerleştirirler.

 

 

20. yüzyılın başlangıcından itibaren tartışılan milliyetçilik, sömürgecilik, oryantalizm ve demokrasi gibi konulara koşut olarak İslamcı feminizm bir kimlik sorununu da görünür kılıyor. Kadın, Müslüman, Feminist. Kimdir bunlar? Batılı bir feminist ile İslamcı bir feministi kimlik bakımından ayıran nedir?

 

En görünür fark kadın bedeni ve aile üzerinde tezahür ediyor aslında. Batılı feministlerin şiddetle reddettikleri aile, İslamcı feministler için kutsal olmasa da korunmaya değer ve saygın bir yapı olarak varlığını sürdürüyor, üstelik bu bakımdan aile içinde kalarak bazı sorunların konuşulması daha mümkün kılınıyor. Patriyarkanın din ile birlikteliği nedeniyle kadın bedeninin hem aile hem de toplum tarafından sömürülmesi konusunda İslamcı feministler İslam’ın kadına verdiği hakların ataerkil kültür tarafından yerinden edildiğini savunur.  Müslüman topluluğun erken dönemi ve Peygamber’in hayatındaki referanslar ciddi dayanaklardır. Cinsellik ve kürtaj gibi sınırsızlığın talep edildiği meselelerde İslamcı feministlerin cevapları değişse de yaşam hakkı ve kutsallığı önemlidir ve nihayetinde dinin çizdiği sınırlar -kadın ve erkek için eşit olduğu da göz önünde bulundurularak- aşılmaz ve tartışılmaz. Ancak yasalar bağlamında dine bağlı olma konusu İran başta olmak üzere birçok yazar tarafından gündeme getirilmiştir. 

 

 

Bütün bu tartışmalar derinlikli bir literatür oluşmasını da sağlar elbette. İslam kültürü içinde, sanatla da etkileşim kurarak ortaya çıkan feminist söylem Müslüman kadınların din ve gelenek içindeki yerini detaylı olarak tartıştı. Bu söylemin gelişiminde Mısır’ın özel bir yeri var. Napolyon döneminden itibaren sömürge ve oryantalist tecrübeleri heybesinde bulunduran Mısır edebiyat ve yazının da genişliği sayesinde İslamcılık anlamında -bugün hala- önemli tartışmalara sahne oluyor.  Huda Sha’arawi’nin öncülüğünde gelişen mücadele hem yazın hem de eylem anlamında önemli olaylara sahne oldu. İslamcı feminist söylem bu diri tartışma ortamında, Batı’da yaşayan Müslüman kadınların da katkısıyla gelişti. İran’daki Zanan Dergisi ve oluşturduğu kültürel çevre kadınların kendi hakları üzerine eylem ve teori geliştirmelerini sağladı. Malezya’da 1987’de avukat, akademisyen ve gazeteci bir grup kadının kurduğu Sisters in Islam (SIS) hararetli tartışmalarıyla tabii ki yoğun eleştirilerin hedefi oldu. Bugün “İslamcı Feminizm” gibi bir kavramdan bahsedebilmemizi sağlayan kadınların teorik çalışmaların gücüne güvenmelerine ve bu yayınları paylaştıkları, tartışmaların filizlenip çoğaldığı bir zemin elde etmelerine borçluyuz. Tıpkı Batılı feminist kadınların bir söylem geliştirebilmelerine olanak sağlayan kız kardeşlik olgusuna benzer şekilde bir grup oluşması ortak çalışmalar ve eleştiri İslamcı kadınlar için de bir yol oldu. Yani anahtar nokta yazın. “Kızlarımıza Miras Kitaplar” da bu yüzden var ve bu yüzden sürekli gelişecek bir liste. En baştaki soruya dönecek olursak, evet mümkün ve gerekli. Çünkü ailenin sarsılmasından son zamanlarda alevlenen örtümü neden çıkardım yazılarına Müslüman kadınların yıllardır yaşadığı sorunlar artık su üstüne çıkıyor. Tarihsel olarak geriye dönmek mümkün olmadığına göre, artık bu toplumda, modernitenin içinden ve ona rağmen Müslüman kimliğimizle nasıl çözümler üretebileceğimizi düşünmek gerekiyor.

İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?
İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?
İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?
İslamcı Feminizm Yazınla Mı Büyüdü?

4 yorum

  • profil
  • profil
  • profil
  • profil

Yorum Yaz