Yeniden Başlamak, Yenilgiden Başlamak

Yeniden Başlamak, Yenilgiden Başlamak


 

Son zamanlarda aynı şeyi düşünüp duruyorum. Neden birileri rayın üzerinde tıkır tıkır ilerlerken diğerleri sürekli raydan çıkıp yeniden raya girmeye çalışmakla ömrünü harcıyor?

 

Özellikle 28 Şubat sürecini lise ya da üniversitedeyken geçiren o arafta kalmış nesil için hayat pause-play tuşları arasında geçiyor. Geç kalmışlıklarının peşinde deli gibi koşarken savrulmaları, savrulurken yaralanmaları hiç bitmiyor. Seyrinde gidebilmesi için hayatın, öylece seyretmeleri gerekiyor.

 

Bütün kaoslara ve engellere rağmen ellerimle kendime bir bahçe inşa ettim. Dualarla korumaya aldığım, travmalarını unutmaya çalıştığım bir 28 Şubat sonrasında -okuluna 15 yıl sonra gidebilsem de- istediğim sektörde yetiştirmeye çalıştım kendimi. Hem eğitim hayatımda hem de bulunduğum sektörde kendi kimliğimle var olma çabası, ayrıca bir de kadın olarak var olma çabası derken hayatımın bir varlık mücadelesinden öteye geçemeyişini gördüm. Varlık mücadelesini aşıp diğer haklarımı fark edip savunmaya, yaşamın süslü, caf caflı tarafına ne zaman geçeceğimi bilmiyorum.

 

Bunu hayatımın yine ama bu sefer siyasi konjonktürün belediye ayağında değişmesi ile pause moduna geçtiği bir döneminde yeniden düşünüyorum. Şehre bakışımı, instagram kızlarını, katıldığım düğünleri ve hediye ettiğim çeyrek altınları, gereksiz arkadaşlıklarımı, gerekli mesafelerimi ve bitmeyen bitişleri, yeniden başlayışları. Tam da “Artık dinlensem mi biraz, başka bir penceresi yok mu bu hayatın?” dediğim bir zamanda. Yine tüm emeklerin zayi edildiği ve yeniden başlamak zorunda bırakıldığım noktada buluyorum kendimi.

 

İsyan etme ne olur, çalış senin de olur

 

İmtihandan geçtiğini düşünmek bir noktadan sonra isyana ve “niye ben” diye sormaya götürüyor insanı. Sonra tekrar ikna oluyorsun. İmtihan diyorsun. Allah’ın bana öğretmek, söylemek istediği şeyler var diyorsun. Sürekli bir mesaj almaya, ders çıkarmaya çalışmak da ayrıca yorgunluk... Durup bu sefer “İyi de alemin yaramaz kulları hep biz miyiz yahu” diye sorgulamaya başlıyorsun. İnsan bu, kıyaslıyor. Aman isyan etmeyeyim, aman Rabbimi kızdırmayayım derken kendini “Ama onun hayatı neden böyle ki” derken buluyorsun.

 

Hayat akıyor. Kimileri sakin sularda, kimileri kayalıkların, vahşetin ortasında. Ama bir gerçek var, hayat mükemmele doğru devam eden hareket silsilesi. Her noktaya, tatmine ulaştığımızda başka bir hareket noktasına gelmiş oluyoruz. Bunca zorlukla karşılaşmanın kökeni insanın kendinde aslında. Daha iyisini istemesi ve verilenle yetinmemesi. Şükürsüzlük değil bahsettiğim. Buna nankörlük olarak değil niteliğin peşinde koşmak demek doğru olur. Bir hedefe ulaşmak başka bir hedefin başlangıç sebebi. Her tatmin yeni bir arzunun hareket noktası. Fakat arzu her yerde engelle karşılaşır değil mi? Mücadele eden dolayısıyla hep acı da çeker. Muhammed İkbal’in hareket felsefesinin öz cümlesindeki gibi “Hayat bir asil gül meydana getirmek için binlerce bahçeyi tarumar eder.”

 

 

Demek ki o inşa ettiğim ve sonrasında tarumar edilen bahçe, tek bir gül içinmiş.

 

Sonra der ki İkbal; “İnsanın tüm eylemlerinin itici gücü arzu ve istektir. İnsan, fıtratının içerdiği potansiyelleri açmalıdır. Arzu ancak bu açılımdan sonra gelecektir. Bu da ideal sahibi olmakla gerçekleşir. İnsana canlılık veren tek şey idealdir. Arzu insanın yaratıcılığını ortaya çıkarır. İnsanın böylesi arzuları yoksa günübirlik yaşamaya mahkumdur. İdeal gerçeğe hayat verir, onu ayakta tutar. Dünya sürekli eylemlerle tekrar tekrar kurulan bir şeydir. Eylemle alakası kesilen bilgi kaybolmaya mahkumdur. Bilgi eylemle elde edilmiş, eylemle bağlantılı değilse güce dönüştürülemez.”

 

Demek ki her pause tuşu yeni bir itici güç için birikme fırsatıymış.

 

Yasak meyve ile defalarca imtihan olmam ve her ısırığımda yeniden bir şuur haline kavuşmam için, yeniden ve yeniden o dala sıçrama zamanıymış.

 

Demek ki insan da yıkıldığı kadar eylemlerle tekrar tekrar kurulan bir şeymiş. Ve seyrinde gitmek denilen şey seyredip gitmek değilmiş.

3 yorum

  • profil
  • profil
  • profil

Yorum Yaz