Üniversite Okumadan Meslek Sahibi Olmak Mümkün Mü?

Üniversite Okumadan Meslek Sahibi Olmak Mümkün Mü?


 

Üniversite sınavının iyice yaklaştığı şu günlerde sınava hazırlanan herkesin illa ki aklına düşen bir soru var: bir meslek sahibi olmak için üniversite okumak zorunda mıyım? Test kitaplarının arasına gömülmüşken, kendi değerini listelerde kaç net yaptığın üzerinden ölçerken “her şeyi bırakıp güneye kaçmanın” öğrenci dilindeki tercümesi olan üniversite okumadan meslek sahibi olmak fikri cazip görünüyor değil mi? Öte yandan işsizlik endişesi, toplumda saygın bir yer edinme çabası ve belki aileyi mutlu etmek gibi etkenler de ağır basıyor. Bir yanda Steve Jobs gibi akıl çelen Amerikan efsaneleri var, hani Einstein da okuldan atılmıştı, Steve Jobs üniversiteyi bırakıp evinin garajında Apple’ı kurmuştu... (Steve Jobs’ın bıraktığı okulun Harward olduğunu, yani girebilmek için istenen şartların Türkiye’de ortalama bir üniversite mezununun bile zor sağlayacağını da bir şerh olarak düşelim de.) Acaba üniversite eğitimi gerçekten istediğimiz şeyleri bize sağlayacak mı? Sahi biz ne istediğimiz biliyor muyuz (ya da bu yaşta hayatımız boyunca yapmak zorunda kalacağımız bir meslek seçmek adil midir, bu mesleğe mahkum muyuz gibi sorular çeşitlenebilir elbette).

 

 

Üniversite mezunu olur olmaz bir meslek sahibi olma hayalini bir kenara koyacak olursak, belki önce üniversite gerçekte ne olmalıdır, yükseköğrenim kişisel gelişimin ne tarafına düşer, nereden başlamış bu herkesin üniversite okuması zorunluluğu oradan başlayalım. Amerika’da 1876 yılında John Hopkins 19. yüzyıldan itibaren Almanların başarıyla yürüttüğü modeli önerdi Amerikan hükümetine. Devlet ve araştırma üniversitelerinin bir arada olduğu ve Oxbridge olarak adlandırılan bu model bugünün üniversitelerinin temelini oluşturuyor.

 

Aslında iş serbest piyasa ekonomisinin ihtiyaç duyduğu teknik bilgiyi evrensel bir bilgi sisteminin içine sokmakla sonuçlanıyor, başlangıçta icatlar ve deneylerle yeni dünyanın ihtiyaç duyduğu elzem şeyler üretilmiş. Ancak Arthur Miller’ın 1946’da yazdığı "Bütün Oğullarım" adlı oyununda eleştirdiği durum ortaya çıkmış sonuçta: “Bu ülkede öyle çok eğitimli adam var ki, elini sallasan kolejliye çarpacak. Peki bu çöpleri kim alacak sorarım size!” Bugün hala ciddiye almamız gereken bir bakış açısı sunuyor Arthur Miller, “meslek sahibi olmak için üniversite okumak zorunda mıyım, ve hepimiz üniversite okursak zanaatler ne olacak”?

 

Aslında doğru soru şu olmalı belki de “üniversite okumazsam ne yapacağım?”. Yani hangi alanda gerçekten yetenekli ve isteklisiniz, dahası yeteneklerinizi bir mesleğe dönüştürebilecek maddi kaynağınız (yani genellikle zengin bir aile oluyor bu) var mı? İhtiyacım olan donanımı bana sağlayacak bir üniversite var mı? Yoksa sadece üniversite mezunu olmak için mi üniversite okuyacağım?

 

 

Diploma sahibi olmak aslında hafife alınacak bir şey değil, özellikle bu ülkede. Cumhuriyetten önce bile bir okul okumak ülkenin kafası çalışan çocukları için sınıf atlamanın en namuslu yoluydu (sınıf atlamayı olumsuz anlamda okumayınız). Özellikle 60’lar ve 70’lerde iyi bir üniversiteye girmek ve mezun olmak, eğer ailenizin durumu da iyi değilse, daha iyi bir statüye kavuşmanın tek anahtarı gibiydi, toplumda saygın bir yer edinmenin, iyi bir meslek ve emeğe dayalı değil de daha rahat bir iş yapabilmenin neredeyse temel şartıydı. Bugün böyle olduğunu elbette söyleyemeyiz, her şehirde bir üniversite var ve üniversite mezunları arasında işsizlik oranı her gün artıyor. Devletten atama bekleyen öğretmenlerle ilgili trajedilere her gün şahit oluyoruz. Özel sektör artık diplomayı asla yeterli görmüyor, hele ki sonunda bir meslek sahibi olmadığınız teorik bölümlerden mezun olduysanız. Sonunda bir iş sahibi olacağınızı düşündüğünüz mimarlık gibi bölümlerde bile mezuniyet sonrasında bir iş bulabilmek için almanız gereken eğitimler, sertifikalar var. Dolayısıyla, yeteneklerinizi keşfedip kendinize uygun bir eğitim bulmak bir yandan daha zor, bir açıdan da daha kolay.

 

Şimdi koşulları da göz önünde bulundurarak belki başlangıçtaki soruya dönebiliriz; üniversite okumadan da bir meslek edinilir mi? Evet edinilir. Ama bu, bir diploma ve ardından eğitimin verebileceği güvenceyi sağlar mı, belki bunu tartışmamız lazım. Örneğin lise mezunusunuz, bir kafe açtınız kendinize. Her şey çok güzel, iyi paralar kazanıyorsunuz -kazanabilirsiniz de yani- ancak sonunda eğer işiniz batarsa ve geride birikiminiz yoksa hayatınızı nasıl devam ettireceksiniz? Diyelim çok güzel bir Instagram hesabınız var, markalarla iş birliği yapıyorsunuz ve iyi para kazanıyorsunuz. Fiziksel olarak bir sıkıntı yaşarsanız nasıl devam ettireceksiniz sisteminizi? Yani üniversite okumadan da oluyor, olur ancak bu meslek devamlılığı olan, size her koşulda gelir sağlayabilecek bir meslek olmalı ki bir uğraşı değil meslek olsun. Bunun da eğer üniversite kapısından girmemeye kararlıysanız tek yolu farklı eğitimler almak. Mesela tasarım, terzilik, mobilyacılık, eğer yatkınlığınız varsa geleneksel sanatlar üzerine eğitimler olabilir. Bir dili çok iyi öğrenmek olabilir. Fotoğrafçılık gibi hem teknik hem de sanatsal alanlarda verilen uzun eğitimler ve kısa workshoplar var. Sonuçta, günümüzde her zamankinden de daha değerli olan gerçek teorik bilgiye ihtiyacınız var; ama önce kendinizi tanımaya, sınırlarınızı ve becerilerinizi iyi bilmeye…

 

 

 

 

2 yorum

Yorum Yaz