LGBT'ye P Harfi Eklenebilir Mi?

LGBT'ye P Harfi Eklenebilir Mi?


Geçen hafta bir Gay Pride geçirdik ve seçim gündeminden kurtulamamış yurdumuzda olay yine belediyelerin sosyal medya hesaplarında yaptığı bir yarışa evrildi, hashtagler havada uçuştu. Lgbt’nin onur haftasını kutlasak mı kutlamasak mı derken olay yine aile kavramına geldi, yine döndük dolaştık anne olmayı reddeden kadının kadınlığını tartıştık. Ama bu yıl dünyada gay pride olarak bilinen onur yürüyüş haftası bambaşka tartışmalara sahne oldu. Bu tür konularda az biraz “geriden” (kime göre neye göre) takip ettiğimiz Batı medyası ve teorisyenleri ise Lgtb, yani lezbiyen, gay, transeksüel ve biseksüel kelimelerine pedofilinin p harfini eklemeyi tartışıyor. Yurdumuzun Twitter arenasında konuya ilk dikkat çeken Murat Soydan oldu, “Bu Çocukları Kim Koruyacak” başlıklı bir flood yayınladı. (Merak edenler @mrsoydan00 hesabından bakabilirler). Gülenay Börekçi ise Twitter hesabında aşırılıklar çağının distopyalarından çıkmış gibi duran Desmond is Amazing hesabının sahibi çocukla ilgili dikkatini çeken (ve mide bulandıran, hatta kalbimizi burkan) bazı gerçekleri yazdı. 

 

 

Amerika’da ve Avrupa’da durum bize lanse edildiğinden daha, burada tartışılan konulara yaklaşamayacak kadar vahim duruyor. Pedofili doğuştan gelen bir cinsel yönelim midir, yoksa tedavi edilebilir bir hastalık mı veya asla tedavi edilemeyecek bir genetik bozukluk mu, henüz tıbbi olarak bilemiyoruz. Ama tartışma pedofililerden ya da pedofilinin ne olduğu üzerinden dönmüyor, çocukların yetişkin bir insanla “rızası dahilinde” bir ilişki yaşamasının legalize edilmesi üzerine konuşuluyor. Ve ne yazık ki ortada pedofililerden çok cinsel yönelimi olduğunu kabul eden ve açıkça cinselliği ima eden davranışlar sergileyen çocuklar dolaşıyor, garip danslar yapıyor, show dünyasının ara sokaklarında “performans” icra ediyorlar. Karşılığında kazandıkları paranın yasal durumu bile bir yana, bu çocukların ne kadar korunabildiği elbette büyük bir soru işaret… İletişim çağında yaşıyoruz, sadece kendi çocuğumuzu korumak diye bir şey yok artık, ancak bütün çocuklar kadar güvenli çocuklarımız. Evet bizde queer kültür böyle bir etkiye sahip değil ancak hızlanan dünyanın herkese ulaşabilen sosyal medya araçları korkmamız için yeterince sebep veriyor.  

 

 

Minor Attracted Persons (MAPs) adında bir grup etkili gay toplulukların resmen şemsiyesi altında ve pedofili yerine “küçüklerden etkilenenler” ismini öneriyorlar. Kendilerini LGTB topluluklarının bir parçası kabul eden bu insanlar kendi gökkuşağı bayraklarını bile tasarlamış. BBC, HuffPost gibi mecralar da 2018 yılında bu grubun temsilcileriyle röportaj yaparak dev bir haberciliğe imza atmış. Biz burada Çocuk Gelinlere Hayır kampanyaları için çırpınırken, cinsel davranışların tümünün rıza ile olabileceğini, rızanın da ancak yetişkinler arasında olabileceğini beyinlere kazımaya çalışırken, Balkanlar üzerinden haklar ve özgürlükler meselesine taptaze bakışlar gelmek üzere. Bu konular bugün yurdumuzun LGBT camiasında ne kadar konuşuluyor bilmiyoruz, elbette cinsel yönelimi farklı olan herkes cinsel saldırgandır, ya da tecavüzcüdür gibi bir önermemiz de yok. Ancak aşırıkların, cinsel yönelimlerin bir kimlik gibi sahiplenilip kamusal hayatta baskın bir var olma kategorisi haline gelmesi kendisine deneyecek yeni heyecanlar arayan, havalı bir kimlik ihtiyacı duyan çocukları korunmasız hale getiriyor. Yani, olayın Avrupa'dan buraya gelmesi arasındaki süre zannetiğimizden kısa olabilir. Bu nedenle de olayın dini ve fıkhi boyutunu tartışmayı ilahiyatçılara bırakarak biz çocuklar için ne yapabiliriz, bunu tartışmak istiyoruz. 

 

Çünkü ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmek önemli. Çocukları 9 yaşında evlenmekten korumak ne kadar önemliyse gay barlarda cinsel obje olmaktan da korumak da eşit derecede önemli belli ki. Ama bu koruma sosyal medyada hashtag üretmekle, Lut Kavmi örneği ile olmuyor. Trans doğduğuna ikna edilmiş çocuklar aileleri tarafından prodüksiyonu yapılmış videolarla sosyal medyadalar. Dolayısıyla eğer korumak istiyorsak pedofili ile ilgili hukuki olduğu kadar sosyolojik ve psikolojik araştırmalar yapmak gerekiyor, bu konuda lanetlemenin ötesine geçen akıl yürütmeler yapmak gerekiyor. Cinsel davranışları tabu haline getirmeden, baskılamadan üzerine nesnel zeminde tartışma üretebilmemiz belki meseleye başka bir açıdan bakmamızı sağlayacak yeni kavramlar üretmemize de kapı açacak. Belli ki evden kendi kendine lanetlediğimiz kimseye bir şey olmuyor, çocuklarımız da korunmuyor. Eğer öyle olsaydı, bugün “dindar ailelerin namaz kılmayan çocukları” diye bir gerçek olmazdı.

3 yorum

  • profil
  • profil
  • profil

Yorum Yaz