Neden Sürekli Kabus Görüyoruz?

Neden Sürekli Kabus Görüyoruz?


 

İnternette devasını aradığımız şeylerden birisi de rüya tabirleri. Türkiye’de Google aramalarında rüya tabirleri her zaman üst sıralarda olur, sosyal medyanın tanınmış astrologları ara ara rüya tabirleri için online seans yapıp etkileşime doyarlar. Rüyada ….. görmek kalıbı her zaman popüler bir arama türü herhalde. Ama şimdi, uykuların uykusuzlukla bölündüğü, gecenin sabaha, öğlenin akşama karıştığı şu günlerde “garip rüyalar”, “gerçek rüyalar görmek”, “rüyada … görmek” daha sık aratılıyor. Çünkü rüya tabiri denen şey gelecek öngörüsü için sıkı sıkıya sarıldığımız bir türe falan dönüşmüş durumda. Oysa, rüyalar bilinç dışının da bir varolma türü. Üstelik sadece bireysel bilinçdışının değil, toplumsal bilinçdışının da bir yansıması. Yani şöyle, biz insanlar, Adem ve Havva’nın çocukları virüs sayesinde gördük ki paylaştığımız ortak zemin zannettiğimizden daha geniş. Aslında, ortak bilinç altımız var, burada paylaştığımız ortak geçmişimizin izleri var. Çünkü Google aramalarına bakılırsa tüm dünyada “garip rüyalar” araması Mart ayından itibaren gözle görünür şekilde artmış.  

 

*Son altı ayda garip rüya terimiyle yapılan aramaların eğrisi. 

 

Aynı şekilde Twitter’da da günlük olarak garip rüya, ilginç rüyalar, gerçekçi rüya terimleri kullanma oranı artmış. Saatte bu konularla ilgili aşağı yukarı 120 Tweet atılıyor. Yani, evet garip rüyalar görüyoruz. Bazılarımız için uyanması zor olan gerçekçi rüyalar bunlar, bazen de uykusuz bırakan kabuslar.

 

Rüyaların genel olarak analizini yapmak zor, çünkü tamamlanmamış ve bulanık bir bilgiye dayanarak psikolojik tahlil yapmak riskli sularda yüzmek gibi, yoruma fazlasıyla açık. Bu nedenle de rüyalar üzerine çalışan psikanalistler genellikle yatağınızın yanında bir defter ve kalem koyarak rüyayı uyandığınız an not etmenizi isterler. Hem kim bilir, belki bu pandeminin bilinç dışı tarihini yazmak isteyen birilerine yol gösterici olur.  Bunun bir sebebi de REM uykusunun uzayarak daha yoğun olması. Rüyalar ortalama bir gece uykusunun 90 dakikası boyunca meydana gelir ve bu esnada görülürler. Birçok insan kronik hale gelmiş uykusuzluk yaşadığı için REM uykusu daha yoğun hale geliyor. Bazen uykuyu düzene sokmak için normalden daha uzun uyumayı tercih ettiğimiz için uzun ve yoğun REM uykularına maruz kalıyoruz. Haliyle, uzmanlara göre bu da daha çok garip rüya görülmesine sebep oluyor.

 

Neden Bu Kadar Çok İnsan Rüyasından Rahatsız?

 

Modifiye modeline maruz kaldığımız koronavirüs veya havalı adıyla Covid-19 nedeniyle hayatımız birdenbire ve garip bir şekilde değişti. Değişen sadece bireysel yaşamlarımız değil, görüntüsüne alıştığımız şehirler de birdenbire değişti. Üstelik tüm dünyada. Sokaklarda görmeye alıştığımız insan yüzleri değişti, tıbbi maskeye hayatında dokunmamış insanlar olarak maskesiz insan görmeyi yadırgar olduk. En önemlisi ise, dokunmaya ilişkin algımız neredeyse tamamen değişti. Artık yüzeylere, insanlara, nesnelere hatta kendimize bile dokunmaktan mahrumuz. Nereye dokunduğumuza ilişkin duyarlılığımız gelişti. Daha önemlisi genellikle güneşin hareketlerine göre düzenlediğimiz uyku-yaşama dengemiz bozuldu, daha gelişigüzel bir hayat döngümüz var artık.

 

Metaforlar ve Kabuslar

 

Harvard Tıp Fakültesi’nde çalışan Deirdre Barett rüyaları “farklı bir bio-kimyasal boyutta düşünmek” olarak tanımlıyor. Meslek hayatının neredeyse tamamını rüyalar üzerine çalışmaya adamış olan Barrett son zamanlarda kendisine de garip rüyaların sıklığından rahatsız olan insanların başvurduğunu söylüyor.

 

Birkaç hafta önce pandemi sırasında görülen rüyalar üzerine online bir araştırma başlattı, dilerseniz buradan katılabilirsiniz.

 

Barrett’e göre tehlike ve tehditleri görselleştirmek zordur, soyut korkular ve görünmez tehlikeler gibi… Bu nedenle de insan zihni genellikle benzer metaforları kullanmaya eğilimlidir. Yani, dünyanın her yerinde, rüyada med-cezir dalgaları görmek yaygındır, tıpkı canavarlar gibi…

Bu nedenle de kabuslar genellikle travmatik bir olayın hemen ardından artış gösterir. İlk olarak Nazilerin elinden kurtulmuş olan Yahudilerde görülen bu “iz” aslında bütün insanlığın hafızasında. Çünkü bir bakıma hepimiz öyle ya da böyle travmatik deneyimler yaşıyoruz/yaşadık.

 

Kolektif İzolasyonda Rüyaya Yatmak

 

Daha önce Nazi kamplarında, Vietnam Savaşından dönen askerler üzerinde veya benzeri kolektif travmalar yaşayan insanlar üzerinde rüya kayıtları deneyleri yapılmış. Yüzlerce rüya kaydının gösterdiği bir şey var, insanlığın bilinç dışı zannedildiğinden daha fazla ortaklık taşıyor. Bu gün çoğumuzun yaşadığı durum elbette bir toplama kampıyla kıyaslanamaz, dünyanın her yerindeki insanlardan daha fazla haberdarız. Sabah kahvemize Ekvator’da artık sokaklara terk edilen cenazelerin görüntüleri eşlik ediyor, New York’ta cenazelerini parasızlıktan ötürü alamayan insanların ağıtları akşam yemeğimize. Dolayısıyla daha fazla insanın duygusal yükünü sırtlanıyoruz, nefesimiz kendimize yetmiyor.  

 

Peki rüyaların ortak özelliği ne? Dr. Barrett’e göre konular ortak; aile veya kökenler, uzak geçmiş, memleket… Daha az sosyal ilişki, daha fazla yiyecek görülüyor rüyalarda. Rüyaların bir diğer ortak özelliği de çok gerçekçi olması, uyandıktan sonra etkisinin uzunca süre devam etmesi. İç içe geçmiş imgelerden oluşan, anlamsız ancak uyandığında insanların düşünmesine yol açan rüyalar da bütün dünyada görülüyor. Yani, kabuslarımızın bile bize anlatmaya çalıştığı bir şey var; yalnız değiliz, birbirimize bağlı ve birbirimizden sorumluyuz.

 

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.