Bir Daha Diyet Yapmayacağım Ya Da Kalıcı Bir Kilo Verme Rehberi

Bir Daha Diyet Yapmayacağım Ya Da Kalıcı Bir Kilo Verme Rehberi


Kilo verme çabalarım neredeyse 7 yıl önce başladı, evlenecektim ve hayallerim içinde düğünümde yere basmadan yürüyebilecek kadar zayıf olmak vardı. O kadar kilo veremedim, ama gelinliği dikişinden açtırmak zorunda kalmadık, hatta bir parça da daralttırdım ki ömrümde bir şeyi daralttırdığım pek nadirdir. Sonra ara ara kilo aldım ve verdim, güzel bir oyun gibi ya da balık sezonunun açılışı gibi bir şeye dönüşmüştü benim için. Ama sonra, kalıcı olarak kilo vermenin yolunu buldum sanıyorum.

Kalıcı olarak kilo verdiğim ve artık almadığım bu süreçte kalori saymadım, hiçbir yiyeceği diyetimden çıkarmadım, belli bir program uygulamadım ya da supplement almadım. Kendimi aşırı spor yapmaya zorlamadım, pahalı eğitimlere katılmadım ya fitness kamplarına sürüklenmedim. Onun yerine ne mi yaptım? Uzun süre uygulayabileceğim değişikliklere odaklandım. Sonsuza kadar uygulayabileceğim bir sistemde kilo vermek istedim çünkü insanda hep sonsuz yaşama yanılgısı var. Diyetlerin çoğu zaman özgüvenime zarar verdiğini, her seferinde kendimi daha başarısız hissetmeme neden olduğunu üstelik yer yer sağlığımın da iyiye gitmemeye başladığını hissettim öte yandan. Diyetler sürekli bir şeyleri ölçmeye çalışıyor ama hayat ölçerek yaşadığımız bir şey değil. Hava güzel diye çıktığım bir yürüyüş i-watch’ta kaç km yürüdüğüme bakmaya başladığım anda benim için bir meydan okumaya dönüşüyor, keyif almamı engelliyordu. Alışkanlıklarımı, düşünme biçimimi ve yaşadığım çevreyi şekillendirecek bir dizi prensip geliştirdim bu süreçte. Bu yazıda geliştirdiğim prensipleri anlatmaya çalışacağım ve bu sonuca nasıl vardığımı göstereceğim.

İlk öğrendiğim şey şu oldu; inşa ettiğiniz yaşam tarzı sürdürebilir başarı için en önemli etken. O yaşam tarzının size kendiliğinden iyi şeyleri seçebilme özgürlüğü sunması lazım. Yani aslında kilonuz, kurduğunuz yaşam tarzının sizin üzerinizdeki bir sonucu. Bu neredeyse aldatıcı diyebileceğimiz kadar basit bir düşünce ama kalıcı kilo verme için sağlam bir temel sunuyor. Bence biz içgüdüsel olarak “iyi yeme”nin ne olduğunu biliyoruz, hareket etmenin ne anlama geldiğini de ama çevremizin yani yaşadığımız hayatın bizi sabote ettiğini ya da desteklediğini anlamakta zorlanıyoruz. Aynı zamanda anladım ki diyet ve fitness endüstrisi bizim için süreci daha karmaşık hale getiriyor. Onlar da biliyor elbette az yemenin ve daha çok hareket etmenin kilo vermeye yardımcı olacağını ama bunu başarmadaki engellere odaklanmak yerine neredeyse bütün bir yiyecek grubunu sofranızdan kaldıracak kadar karmaşık listeler sunuyorlar.

Neden Diyet Yapıp Duruyoruz?

Diyetlerin en çekici tarafı bizim sorunumuz kadar ekstrem bir çözüm arayışında olmamız. Yani bu ana kadar hep yanlış yaptık ve artık kontrolü kendinden pek emin görünen bu profesyonellere bırakmak istiyoruz. Sorunla eşit büyüklükte bir çözüm istiyoruz yani. Mantıklı ama kötü bir fikir. Neden mi? Neredeyse her diyet kısa bir süre etkili olur. Neredeyse uzun süre etkili olan bir diyet yoktur. Diyetlerin başarı oranı iç karartıcı, bazı araştırmalar sıkı diyetle kilo vermiş insanların tekrar kilo alma oranını %90 olarak belirliyor.

Peki neden diyetler bu kadar başarısız? Çünkü insanlar yaşam tarzlarını bir anda değiştirmezler. Yani insan böyle bir şey değil. Etrafımızda akıp giden dünya, arkadaşlarımız, işimiz, evlerimiz ve profesyonel tercihlerimiz aynı kalıyor. Ne yediğiniz ya da ne kadar hareket ettiğiniz hayatınız boyunca devam ettirebileceğiniz bir sistem yoksa eğer listelerle belirlenemez. Kalıcı kilo vermeye giden yol damak tadınıza tamamen zıt tariflerden ya da garip yiyeceklerle dolu alışverişler yapmaktan geçmiyor. Ben mesela  Paleo diyeti moda olmadan önce kilo verdim ama arkadaşlarımla konuşurken "Humussuz yaşamak mı? Hayııır” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bu benim yaşamak istediğim bir hayat değil. Bu listeye kahveye yağ koymayı da ekleyebilirsiniz, sıvı detox diyetlerini, ekmeksiz cheeseburger (nadiren hamburger falan yiyorum ama yediğim zaman insan gibi ekmekli yemek isterim yani). Bütün bunlar bana sorunlu ve keyifsiz bir yeme biçimi gibi geliyor, tabi siz tadını beğeniyorsanız o başka. Ama dahası bana kilo sorununun altında yer alan gerçek sebebi görmemizi engelliyormuş gibi geliyor bu tür eğilimler. Bir antropoloji uzmanından dinlediğim konuşma kafamı çok netleştirmişti bu konuda: tarih öncesi insanların beslenme tarzını tek bir şeye indirgeyemeyiz. İnsanlar başka başka coğrafyalarda yaşarken elbette oranın gerektirdiği neyse onu yediler, dolayısıyla çok farklı yeme alışkanlıkları mevcuttu. İnsan kolayca şekil alabilen bir varlık, bir şekilde yaşadığı çevreye uyum sağlıyor. Kişisel olarak bir süre sadece kebapla beslendikten sonra kendi Akdenizli kökenlerime döndüm (ailemde tam olarak Akdenizli olmaması beni bu kökenlere dönmek noktasında hiç engellemedi. Erzurumlu bile olsanız Akdenizli kökenlerinize dönebilirsiniz.) Yani bu sürecin bir kısmı sizin için neyin uygun olduğunu bulmanızla, tam olarak sağlıklı şeyler içinden neyi yemeyi sevdiğinizle ilgili. Benim benimsediğim ilkeler de tam olarak bunu yapabilmenize yardım edecek diye umuyorum.

Size diyet yapmanın altın kurallarını yazmıyorum çünkü herkes aslında nasıl sağlıklı besleneceğini biliyor bence. Bu daha çok olmak istediğiniz kiloya gelmek için hayatınızı nasıl değiştirebileceğinizi yazmaktan ibaret. Öncelikle size hiç uymayacağını düşündüğünüz trend diyetleri kafanızdan atın. Ben arkadaşlarımla uzun akşam yemeklerini seviyorum, kahvaltı etmeden kesinlikle evden çıkamam ve aç kalmak bende migren krizine yol açıyor.

İlk yapmanız gereken bedeninize dönüp sizde neyin işe yaradığını bulak. Sürdürülebilir değişimler küçük adımlarla başlar, başlangıçta değiştirdiğiniz önemsiz rutinler zamanla büyük etkiler yaratır.

Aslında bunu hepimiz biliyoruz ama diyet ve yoğun egzersizin vadettiği hızlı değişim daha cazip geliyor. Bu noktada başarı için çok önemli olan ama nedense hep gözden kaçan bir konudan bahsetmek istiyorum: kendinizle nasıl konuşuyorsunuz? Sıradan bir gününüzde vaktinizi en çok ne alıyor? Bir yerlere yürümenin kolay olduğu bir hayatınız var mı? Hareketi hayatınıza nasıl dahil edebilirsiniz?  Kendinize iyi bakma ve kendinizi koruma konusunda sizce nasılsınız, iyi mi kötü mü? Bunları anlamaya çalışıp üzerinde düşünmeden hayatınızda kalıcı bir değişim yapmanız mümkün değil. 

Peki Nasıl Kilo Verdim?

Kısaca aslında bedenime iyi hissettiren şeyleri önce belirleyip sonra adım adım yapmaya başlayarak kilo verdim. Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey kendimle ve bedenimle bir ekip olmaktı, doğru şeyi bildiğine dair bedenime ve kendime güvenmekti. Aynı zamanda kendime karşı “iyi” olmayı öğrendim, kendimi olduğum gibi kabullendiğimi fark ettim zamanla. Hatalar, kırılganlıklar ve bütün diğer şeyler benimdi ve ben onları seviyorum artık.

Daha önceleri elbette denediğim tonlarca saçma sapan şey oldu. Bir keresinde bir aylık mutfak masrafımı basen yağlarımı eritme vaadinde bulunan tabanı çivili bir çift ayakkabıya vermiştim mesela ve tabii ki öyle bir şey olmadı. Ama yokuş yukarı yürümek gerçekten basenlerimi eritti, ve istediğiniz yerde yürümek ( koşu bandından yürüme heveslisi değilseniz) bedava. Eğer kapitalizmin sorunlara çözüm olmayacağını anlarsanız gerçekten büyük bir adım atmış oluyorsunuz. Ben başarısız değilim, sadece bir fikri, diyeti ya da bana buyrulan yaşam tarzlarını körü körüne takip edebilen birisi değilim. Bu nedenle önce neler yapabileceğimi düşündüm. Çok detaylı olmamakla birlikte yaptıklarımın listesi şöyle:

1- Kendime bir kilo hedefi beliremedim. Aslında kiloyu boş verip gerçekten sağlıklı beslenmeye odaklandım.

2- Katı ve uygulaması zor bir diyet planı yapmadım. Onun yerine sevdiğim sağlıklı yiyecekleri yemeye odaklandım.

3- Her gün düzenli olarak yapabileceğim şeyleri düşündüm; mesela her gün yürüyebilir miydim?  Ya da ne sıklıkta bisikletime atlayıp şehirde dolaşabilme şansım olurdu (ezilmeden)? Yapabileceğim anda sevdiğim her fiziksel aktiviteyi yapmaya karar verdim, mesela dans edebileceksem ettim, yürüyebileceksem yürüdüm.

4- Yemek yerken gerçekten bir adım sonrasını düşündüm. Şimdi yemezsem sonra acıkır ve çok daha fazla yer miyim? Eğer bu şekerli şeyi yersem iki saat sonra bir daha canım istemeyecek mi? Yani aslında anlık kararlar vermek yerine her öğün için, her yemek saatinde etraflıca düşünmeye çalıştım. Arkadaşlarımın kebapçıda akşam yemeği davetini es geçersem bir şeyleri kaçırmış gibi hissedecek miyim yoksa ayıp olmasın diye mi gideceğim? Bu tabağı yemezsem daha iyi hissedecek miyim?

5- Bana iyi gelmeyen ve sağlıksız yiyecekleri sürekli yemedim. Canım bir şeyi çok istediğinde detaylı olarak düşündüm, bunu gerçekten yemek istiyor muyum? Yedikten sonra bana ne hissettirecek? Pişman mı olacağım mutlu mu? Ve eğer çok içten bir şekilde yemek istiyorsam yedim ama bunu sürekli hale getirmedim, haftada bir günle ya da bazen daha uzun sürelerle sınırlandım mesela. Gerçekten çok güzel bir pastaya hayır demek insanda çok büyük bir şey başarmış hissi yaratıyor ve bu ancak üzerine düşünerek mümkün oluyor.

Bence her adım üzerine düşünmek hayatımı daha iyi hale getiren bir dizi değişimi başlatan şey oldu. Kilonuzu gerçekten değiştirmek istiyorsanız hayatınızı yönetme şeklinizi değiştirmeniz gerekiyor. Tamamen. Şimdi artık daha odaklı, daha güvenli ve gerçekçi bir insanım sanırım. Yani aslında kilo vermek bir açıdan bu kadar basit.

 

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.