Emmy Ödüllerine İngiliz İstilası

Emmy Ödüllerine İngiliz İstilası


 

Dün gece gerçekleştirilen 71. Emmy Ödülleri Game of Thrones ve Fleabag ile hatırlanacak muhtemelen. Son bölümün üzerinden neredeyse üç aydan fazla geçti ama Game of Thrones klanına daha uzun süre maruz kalacağız gibi görünüyor. Emmy'de de bütün ödülleri toplayan ikonik diziden geriye Sophia Turner gibi ünlüler, iğrenç ensest şakaları ve ejderhaların anası tabiri kaldı. Bir de “facia” olarak nitelendirilen finalin ve hatta bütünüyle son sezonun ardından Game of Thrones’un 32 adet ödül alması da oy verenlerin sezona değil de dizinin bütününe baktığını düşündürdü ve bu tavır Game of Thrones'un bugüne kadar en çok ödül almış yapım rekorunu kırmasını sağladı. Dizinin en sevilen (hatta belki de tek sevilen karakteri) Tyrion Lannister'a hayat veren Peter Dinklage yardımcı erkek oyuncu rolüyle toplamda 12 Emmy’nin sahibi oldu. Game of Thrones ekibinin Emmy’leri hala PR’a ihtiyacı varmış gibi kullanıp sahneye ekipçe çıkması sosyal medyada fanların kendilerini kaybetmelerine sebep oldu.  

 

Game of Thrones’un kolay tahmin edilebilir ödül süpürme rekorunu saymazsak, dün geceki törenin öne çıkanı Fleabag dizisi oldu. Final sezonundaki Veep ve geçen yılın gözdesi Marvelous Mrs Maisel de öne çıkanlar arasındaydı. Fleabag (henüz Türkiye’de pek keşfedilmemiş dizilerden olsa da yurt dışında yayınlandığı günden beri büyük bir hype oluşturdu) Waller-Bridge’in Edinburg’un ünlü Fringe festivali için hazırladığı tek kişilik şovuna dayanıyor. Emmy’lerde de en iyi komedi, senaryo ve yönetmen ödüllerini topladı. Julia Louis Dreyfus’un hemen her yıl babasının öz malıymış gibi alıp evine götürdüğü “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü bu yıl Waller-Bridge'ın oldu. Ödül konuşmasına “Bu iş ilginç bir hal almaya başladı” cümlesiyle başlayan İngiliz aktris memleketinin Emmy başarısından dem vurdu.

 

 

Her yıl bir krize dönüşen sunucu meselesine ilginç bir çözüm bulmuştu bu yıl Emmy yapımcıları, ünlü çizgi karakter Homer Simpson şovun başlangıcında hologram marifetiyle vücut bularak sahneyi canlandırdı. Michelle Williams Fosse/Verdon’daki rolüyle aldığı ödülün teşekkür konuşmasında ücret eşitsizliğine değindi: “Patronlarım Gwen Verdon rolünü canlandırırken neye ihtiyacım olduğunu benden daha iyi biliyormuş gibi davranmadılar. Ama herkes benim kadar şanslı değil. Gelecek sefere bir kadın, özellikle erkek akranının bir dolarına karşılık 52 cent kazanan farklı ırktan bir kadın, işini iyi yapmak için neye ihtiyacı olduğunu söylediğinde onu dinleyin. Sonra bir gün başarılı olmasına izin veren iş ortamı için size teşekkür edebilir.”

 

Gecenin diğer öne çıkan olayları; Jharrel Jerome’un When They See Us’daki performansıyla en iyi erkek oyuncu ödülü, Chernobyl’in en iyi kısa süreli yapım ödülü ve The Marvelous Mrs. Maisel’a Tony Shalhoub ve Alex Borstein’in bu yıl da ödül getirmesi oldu. Bir de, Patricia Arquette’nin The Act dizisindeki rolüyle aldığı “En İyi Yardımcı Oyuncu” ödülüne trans insanların iş sahibi olması yönünde yaptığı konuşma ve ödülünü 2016’da hayatını kaybeden kız kardeşi Alexis’e adaması oldukça dikkat çekti.

 

Elbette bu yıl sönük bir Emmy izledik çünkü sektördeki diziler eskisi gibi değil. Yalnızca dünya ekonomisinin durgunluğuyla açıklanabilecek bir durum değil bu, fazlasıyla kişisel hikayeler, dizilerin sosyal sorumluluk projesi gibi azınlık gruplardan temsil seçme zorunluluğu, klişelerden kaçmaya çalışan herkesin bilim-kurgu hayranlığı ve tabii ki Netflix'in sektörü fazlaca domine etmesi önemli etkenler. Önümüzdeki yıl daha çekişmeli bir Emmy gecesi izleyebilmeyi dileriz, bir de orada bir tanecik de olsa Türk yapım görmeyi. 

 

 

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.